Radikal eğitim programcıları
aslında programla çok ilgilenmez, daha çok eğitim ile siyaseti bir arada görür;
ezilen ve ötekileştirilen grupların eğitim yoluyla bilinçlenmesi ve nihayetinde
toplumun dönüşmesini hedeflerler.
Counts; 1930’lı yıllarda
çocuk/birey merkezli eğitimin toplumsal boyutunun zayıf olduğunu ve sadece tek
tip bir orta sınıf bireyi hedeflediğini belirterek ilerlemecileri
eleştirmiştir. Ezilen gruplara programlarda yer verilmemesi aslında politik bir
tutumdur ve mevcut düzeni sürdürmeye hizmet eder. Öğretmenler bu düzeni
değiştirmeli, siyasi vizyonlarına bağlı kalarak sınıflarında bu vizyonu
savunmalıdır. Dolayısıyla Counts toplumun öğretmenler tarafından dönüştürülebileceğini
belirtir. Ayrıca ona göre ahlak da eğitimin ayrılmaz bir parçasıdır ve
entelektüel kısımla ayrı düşünülemez.
Radikal eğitimi fikirleriyle
etkileyen diğer bir isim ise Rugg’dur. Toplumun dönüştürülmesinin özellikle
sosyal bilimler ile yapılabileceğini, bilginin değişimiyle birlikte programın
da kökten değişmesi gerektiğini söyler. Program değişikliği ile kusurlu ve
yozlaşmış kurumlar da dönüşmeli veya yok olmalıdır. Sosyal bilimler onun için
önemlidir; çünkü toplumsal olayların analiz edilmesi ve çözümlenmesi ile eğitim
verilmelidir.
Apple; hem eğitim kurumlarını hem
de programları eleştirmektedir. Programları kim hazırlıyor ve kimin için
hazırlanıyor, bu kısım üzerinde durur. Ona göre okullar son derece anlamsız
kurumlardır. Özellikle ezilen gruplara karşı acımasız olan okullar radikal bir
değişimden geçmelidir. Resmi programları resmi gruplar ve onların ideolojileri
oluşturur. Bu programlar toplumun tüm kesimini içermez. Toplumdaki baskın
gruplar ortaya çıkarılmalı, sorgulanmalı ve yok edilmelidir. Apple, özellikle
Freire’nin görüşlerinden etkilenmiştir.
Freire; ezilen ve baskı gören
grupların eğitim yoluyla bilinçlenmesi (conscientizaçao) gerektiğini böylelikle
toplumun dönüşebileceğini öne sürer. Bu bilinçlenme ise gerçek hayattaki bir
problemin tanımlanması, analiz edilmesi ve sorgulanması ile gerçekleşebilir.
Eleştirel düşünmeye başlamakla birey aslında kendi varoluşunu da düşünmeye
başlayacaktır. Böylelikle bir bilinçlenme, idrak tutumu gelişecektir. Freire bu
eğitimin öğretmen ve öğrenci, öğrenci ve öğretmen düzleminde sürekli bir
diyalog hâli ile gerçekleşebileceğini düşünür. Öğretmenin görevi öğrencinin
dünyaya bakışı ile kurulan ve örgütlenen konular evrenini bir problem olarak
öğrenciye yeniden sunmaktır.
Freire için eğitim politik bir
edimdir. Eğitim programları iyi insan modelini sunmuş oldukları çocukların
gerçekliğine uygun tasarlamadıkları için başarılı olamazlar. Ona göre okullarda
sunulan resmi programlar eleştirel olmayan ve sadece tek bir tarafın bakış
açısıyla hazırlanan rekabetçi ve bireyselci bir yapı sunar.
Freire için öğrenme sözcükleri
tekrar etmek değildir; o sözün tekrar ve tekrar yaratılması demektir. Toplumsal
dönüşüm için Freire, söz ve eyleme eşit derecede önem verir. İkisi de olmalı ve
dünyanın değişmesi için sözün yani düşüncenin eyleme dönüşmesi gerekir. Buna
praksis adını verir. Praksis; sorgulama sürecini yani bilinçlendirmeyi sağlar.
Bu bilinçlenme sadece düşünmeyi değil yaratıcı eylemi de gerektirir. Eğitim de
sürekli bir deneyim, deneyimin pratiği ve bu pratik üzerine eleştirel düşünmeyi
gerektirir. Bu praksis bilinci doğurur, bilinç de toplumu yeniden yaratır.
Bahsi geçen eğitimcilerin eğitim
anlayışları ve eğitime dair önerileri bizi “eleştirel pedagoji” kavramına
götürür. Eleştirel pedagojinin temsilcileri olan Giroux, Apple ve Freire gibi
isimlerin ortak olarak birleştikleri nokta; okulları toplumda baskın olan
grupların ideolojisini meşrulaştıran ve yayan kurumlar olarak görmeleridir. Eğitim
programlarına baktığımızda bilginin kategorize edildiği, bazı bilgilere öncelik
verildiği, bazı bilgilerin dışarda bırakıldığını görürüz. İşte tam bu noktada
eleştirel eğitim kuramı savunucuları şu çıkarımda bulunur: eğitim kurumları
yani okullar yanlı bir eğitim verir. Dolayısıyla eğitim iktidar olan grubun
elindedir. Bilginin doğru olup olmamasıyla ilgilenmezler, toplumun faydasına
olup olmadığı ile ilgilenirler. Eleştirel pedagojinin amacı ise toplumun
dönüşümünü sağlamak, bireyleri özgürleştirmektir. Okul için ise alternatif
öneriler sunmuşlar, Summerhill gibi özgür okul anlayışları geliştirmişlerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder