ABD’de
endüstri tarafından uzun yıllardır dillendirilen üretimde verimlilik
(efficiency) ve insan hayatında müreffeh bir ortamın sağlanması amacıyla
araştırmacılar araştırma içerisindeydi. Uzun zamandan beridir araştırmalar yapan
Taylor farklı fabrikalarda edinmiş olduğu gözlem ve deneyler sonucunda
verimliliğin ve müreffeh bir yaşamın ancak iş analizi yapılarak işlerin daha
sistemli olabileceğini yazmış olduğu eseriyle ortaya koymuştur. Bu yaklaşım
içinde endüstri sektörde ve diğer sektörlerde hangi iş olursa olsun onun
bilimsel bir yaklaşımla analiz edilerek çalışan işçilerin kendinden önceki
ustalarından ya da öğreticilerinden öğrendikleri sözlü bilgileri ya da gelişi
güzel yöntemleri daha sistematik ve bilimsel bir hale dönüştürüleceği ifade
edilmiştir. Aslında bu nokta o zamanın ABD’si ve İngiltere’sinde iş gücünün ve
işçilerin çabalarının faydasız ve verimliliği ispatlanmamış yöntemlerle heba
olduğunu göstermektedir. Bu doğrultuda, Bobbitt içinde yaşamış olduğu yıllarda Taylor’un
endüstri sektöründe gözlemlediği benzer durumları o da eğitim alanında yaptığı
birçok çalışma ve raporlar ortaya koymuştur. Bobbitt, okullarda uygulanan
eğitim programlarının, öğretim yöntemlerinin ve diğer eğitimsel faaliyetlerin
geleneksel bir şekilde yapılmaktan ziyade daha sistematik, bilimsel araştırma
temelli ve aşama aşama süreçleri içeren bir düşünme yaklaşımında yola çıkarak
planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Bobbitt, öğretme-öğrenme sürecindeki belirsizliklerin ortadan kaldırılması,
daha gözlemlenebilir, daha ölçülebilir ve daha somut bir biçimde hazırlanmasını
amaçlamıştır. Program hazırlama yaklaşımının kanıta dayalı, yani deney ve
gözlemi içeren, bunun yanında daha objektif bir biçimde yapılmasını amaçlanmıştır.
Taylor yaklaşımında olduğu gibi meslekte en iyi ve başarılı olanları, bunlar
elektrikçi, sucu ya da doktor vb. gibi gözlemleyerek onların iş analizlerini
yaparak özelliklerini/yeterliklerini belirleyerek yapmıştır. Bu çerçevede,
okullarda henüz bir çocuk olarak görülen (ham madde olarak) öğrencilere ise
yapılan gözlemler neticesinde kazandırılacak hedefler belirlenmiş (son ürün
olarak görülen yetişkinlerde olan özellikler, beceriler, yeterlikler) ve
programlar bu çerçevede yapılmıştır.
Sistem
yaklaşımı öğretmeni, sürecin aşama aşama ve sistematik bir şekilde
hazırlanmasından ötürü bir teknisyen olarak görmektedir. Makalede de ifade
edildiği gibi bir hemşire gibi süreçleri ve aşamaları sorgulamadan verilen
görevleri uygulaması beklenmektedir. Türkiye’deki program örneklerini bakacak
olursak 2006 yılında geliştirilen programların her adımı en ince ayrıntısına
kadar betimleyen ve öğretmen yaratıcılığını bir şekilde engelleyen ve onları
bağımlı hale getiren Kılavuz Öğretmen kitaplarında bunun izleri görülmektedir.
Öğretmenden beklenenler, kılavuz kitaplarda verildiği için öğretme-öğrenme
süreçlerini yürütmesi ve üzerinde herhangi bir şekilde düşünmeden verilen
talimatları yerine getirmesi beklenmektedir. Ancak ilerleyen zamanda kılavuz
kitapların kaldırılmasından sonra ise öğretmenlerin yaratıcılığını
geliştireceği beklenmiş, ancak bu durum hem öğretmenlerin böyle bir beceriyi
geliştirecek bir formasyondan geçmemesi hem de böyle bir yaklaşımı daha
öncesinde hiç tecrübe etmemesi beklentileri nispeten boşa çıkarmıştır. Çünkü
kılavuz kitapların kaldırılmasından sonra öğretmenlerin yaratıcılıklarını
engelleyen diğer unsurlar sistemden çıkarılamamıştır. Burada karşılaşılan temel
sorun ise MEB tarafından yapılan merkezi sınavlar, öğretmenlerin programları yetiştirme
kaygısı ve ders kitaplarına yüklenen özel anlamlar öğretmenlerin özgürlüklerini
etkilemekte ve programda herhangi bir değişiklik yapmasını da engellemektedir.
Makaleleri okurken ve derste yaptığımız taşıtmalarda gördüğüm bir diğer nokta
ise sistematik eğitim programları yaklaşımında bağlam (contex) göz ardı
edilmekte ve standartlaşmaya gidilerek her sınıf için belirli ve standart bilgi
sunulması hedeflenmesidir. Türkiye’deki eğitim programları da benzer şekilde
bağlamdan kopuk, yani bürokratik bir yaklaşım söz konusudur. Okumalarda tam da
bu noktada bürokrasinin karşında duran bir kavram karşıma çıkmıştır: Serbest
piyasa. Burada ise serbest piyasa ekonomisi yaklaşımı vardır. Serbest piyasa,
eğitimin dışarıdan ithal ettiği ve eğitimi etkileyen bir kavram olarak
durmaktadır. Milton Friedman’ın “Capitalism and Freedom” isimli eserinde de
ekonominin açık bir şekilde eğitime müdahalesi görülmektedir. Şöyle ki “Nasıl
insan yetiştirmeliyiz?” sorusunun cevabı, ekonomik piyasa tarafından
yanıtlanmaktadır. Bu dünyanın farklı bölgelerinde olduğu gibi bizde benzer bir
şekildedir. Ülkemizde hazırlanan eğitim raporları, yeni inşa edilen meslek
liselerinin organize sanayi bölgelerindeki konumu ve ekonomi kesimlerinin
uluslararası büyük ölçekli sınav sonuçlarını eleştirmesi bunun en bariz
örnekleridir. Bu kadar beklentinin aksine, ekonomi piyasası, eğitim
programlarıyla ya da programın içeriğiyle ilgilenmemektedir. Yalnızca rekabet
eden ve birbirleriyle karşılaştırılabilir okullar ve somut deliller
istemektedirler.
Dersimizde
incelediğimiz bir diğer sistematik program geliştirme uzmanı ise Charters’tır.
Bu araştırmacı hazırlamış olduğu “Methods of Teaching” eserinde işlevselliğe ve
verimliliğe vurgu yapmaktadır. Yani okullarda verilen matematik, edebiyat vb.
gibi derslerin işlevselliğine ve hayatta ne işe yarayacağına dikkat
çekmektedir. Öte tarafta, Charters Bobbitt’ten farklı olarak diğer meslek
gruplarının işlerini analiz etmek yerine; meslekteki en iyi öğretmenlerin
işlerini analiz etmiş ve yapılan her bir analiz ise bir hedef olarak
belirtmiştir. Bu da aslında bir bakımdan öğretmen yeterliklerinin belirlenmesi
çalışmasıdır.
Son
olarak, sistematik eğitim programı geliştirme yaklaşımı güzümüzde de etkisini
sürdürdüğü görülmektedir. Şöyle ki Bologna Süreci ile birlikte üniversiteler
belirlenen Avrupa Yükseköğretim Yeterlikler çerçevesi ve Türk Yükseköğretim
Yeterlikler Çerçevesinde her yükseköğretim kurumu kendi yeterliklerini
belirlemelerini beklemiştir. Ancak durum beklendiği gibi olmamış ve
üniversitelerde izomorfizme neden olmuştur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder