Radikal Eğitim Programı (1) - Yazar: Okan Dede


Bu hafta Muzaffer Şerif’in yapmış olduğu bir deneyden bahsettik. Deneyin ilk aşamasında gruplar oluşturuluyor (benzerlik, bir araya getirme, ortak amaç, bağlılık çerçevesinde). Daha sonra iki grup oluşturulup bu iki grup arasında rekabetçi bir ortam oluşturuluyor. Bu rekabet unsurlarında bir takım gözlemler yapılıyor. Grup içinde bağlılık son derece yüksek iken, gruplar arasında çatışma ve düşmanlık ortaya çıkıyor. Bu düşmanlık o kadar büyük bir boyuta geliyor ki duruma müdahale ediyorlar ve ortak etkinlikler düzenleyerek ortak etkinlikler yapıyorlar. Fakat bu yakınlaştırma çabaları işe yaramıyor. Ta ki varoluşsal bir nedenle bu iki grubu buluşturana kadar. Mesela kampa gelen su tankerinde problem oluşturmak gibi. Bu aşamadan sonra iki grubun bir araya geldiğini görüyorlar. Bindikleri otobüs bozuluyor ve aynı şekilde iki grup yine ortaklaşa çalışıyor. Eğitim açısından bu deneye bakacak olursak toplumsal veya başka nedenlerle ayrıştırmalar yapmak (sağcı-solcu, Türk-Kürt, laikler-dindarlar vb.) bizlere hep aynı sonucu verebilir. Bu ayrışımı belli bir yere kadar kontrol edebiliriz fakat bu durum rayından çıkabilir. Burada neden bir araya gelemiyoruz sorusu aklımıza geliyor.  Çünkü bu ayrışma o kadar doğal hale geliyor ki bu durum artık sorun olmaktan çıkıyor. Tam da bu esnada varoluşçuluk devreye girer. Varoluşçuluğa göre insan her yerde insandır. Her ne boyutta olursa olsun bunun üzerinde bir neden, olgu olamaz. Deneyle de kanıtlandığı üzere karşılaşılan problemlerin ne olduğu önem kazanmaktadır. Eğitim programlarını varoluşçu problemlerle donatmak belki de bizi büyük bir yanlıştan kurtarabilir. Hiçbir siyasi görüş, politika insanın varoluşunun üzerinde yer alamaz. Varoluşçulukta birey sadece var olmasından dolayı önemlidir.

Dersin ikinci bölümünde örtük program, ihmal edilen programlar üzerinde konuşmalar yaptık. Eisner programlara konmayan şeylere odaklanmamız gerektiğini söylemektedir. İhmal edilen programlar aslında programa alınmayan şeylerden bahsedilmektedir. Ayrıca örtük programın ne kadar önemli ne kadar güçlü etkilerinin olduğunu görmezden gelmek biz eğitimcileri büyük bir yanlışın içine sokabilir. Eğitim ve okul söz konusu olduğunda genel olarak öğretmenler planlanan resmi eğitim programı kastetmektedirler. Fakat öğrenciler bir de yazılı olmayan bir eğitim programı ile karşılaşmaktadırlar. Çünkü öğrenciler okullarda sosyalleşirken okullarda yalnızca akademik kazanımlar elde etmezler. Bununla beraber onlara kendiler ve başkaları ile ilgili fikirler de aktarılır. Örtük program konusunda farklı görüşler karşılaşmaktayız. Birincisi Yapısal-fonsiyonalist görüş, ikincisi Noe-Marksist Görüş’tür. Yapı¬sal- Fonksiyonalistlere göre okul, toplum tarafından gereksinim duyulan bilgi, beceri, görüş ve değerleri öğrencilerin kabul etmesi için çok de¬ğerli bir hizmet vermektedir. Bu yaklaşım, okulların toplumdan izole edilmiş, farklı bir kurum olmadığını ve toplumun ilgi, ihtiyaç ve beklentilerden farklı hareket edemeyeceğini belirterek örtük programın yapısal özelliklerini basit bir şekilde açıklamakta, okullardaki sosyal kontrol ile ilgili sorunları ortaya koymaktadır. Neo-Marksist görüşe ülkenin siyasi, sosyal ve ekonomik hayatta etkin ve baskın olan yapı ve görüşler okul hayatını etkilemekte, okulun ve sınıfın örtük programını oluşturmaktadır. Siyasi, sosyal ve ekonomik hayatta etkin olan inanç, değer ve normları öğrencilere aktaran okul, bu düzenin sürmesini sağlamaktadır. Neo-Marksist yaklaşım özellikle siyasi kurumların okulun örtük programının şekillenmesinde önemli bir yere sahip olduğunu savunmaktadır. Örtük programın en önemli fonksiyonu hiç şüphesiz ki öğrencilerin özellikle duyuşsal niteliklere ulaşması ve topluma uyum sağlamasında oynadığı önemli roldür. Gerçekten de örtük programın öğrencilerin siyasi, ekonomik ve sosyal kurumların istek ve beklentilerine uygun duygu, düşünce, fikir ve tutumlar geliştirmesinde büyük etkisi bulunmaktadır. Böylece öğrenciler örtük program yoluyla kendilerine kazandırılan bu duygu, düşünce, fikir ve tutumlar sayesinde ülkedeki etkin kurumların taleplerini benimsemektedir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder