Radikal Eğitim Programı (1) - Yazar: Gülden Sarıkoç Bilir


Geçen hafta derste işlenen konu radikal programdı. Radikal programcılar politika ve programı ayrılmaz bir bütün olarak değerlendirirler. Sistematik programcılar programın ve program yapmanın tarafsız, nesnel ve apolitik olduğuna inanırlarken radikal program savunucuları programın politik özellik taşıdığını belirtirler. Tarafsızlığı reddederek siyasi savunuculuğu kabul ederler. Sistematik programcılar verime ve varoluşçular kişisel özgürlüğe vurgu yaparken radikaller direniş, devrim ve politik vizyona odaklanırlar. Radikaller politik olarak dünya üzerinde bir etki yaratma konusunda başarılıdırlar ancak programdaki değişimlerin her zaman eşitliği göz önünde bulundurmak zorunda olduğunu ileri sürerler. Hemen hemen her programın ayrıcalıklı öğrencilerin toplumda destek kazanmaları için çıkar sağladığını; azınlık öğrencileri için de onları daha da aşağıda tutmaya yardım ettiği görüşündedirler. Radikal program savunucularının eleştirileri çok sert ve katı görünmekle beraber bu görüşlerine katılmamak elde değil; ülkenin her yanında farklı özellikte ve koşullarda birçok insana aynı programı uygulamaya çalışmak; her insandan dünya insanı olsun diye aynı performans göstergelerini beklemek gerçekten mümkün değil ve adil de değil. Her insanın yaşadığı ev, çevre, sahip olduğu imkânlar çok farklı; aynı sınava tabi tutularak birlikte değerlendirilmek sözde eşitliği sağlarken insanların arasında uçurumları daha da açmaktadır.

Radikal görüş, program çalışmalarını ırk, cinsiyet ve sınıf analizi perspektifinden görür. Program ve program geliştirme çalışmalarının ekonomik ve sosyal eşitsizliğe nasıl katkıda bulunduğunu açıklamaya çalışır. Radikal programcılar ani, toptan, geniş kapsamlı, parça parça ve aşamalı olmayan değişiklikleri savunurlar. Toplumun adaletsiz olduğunu ve hızla değişmesi gerektiğini düşünürler. Sınıf ayrıcalıklarının olduğu bu adaletsiz düzene karşı acil eylemlerin yapılmasını ön görürler. Eğitimde yapılan hızlı değişimler, ölçüsüz ve yanlış adımlara da neden olmaz mı?

Radikal programın iki önemli düşünürü Michael Apple ve Paulo Freire’dir. Apple, ABD okulları ile ilgili hiç olumlu düşünceye sahip değildir. ABD eğitim kurumlarında devrim olmasa bile radikal reforma ihtiyaç vardır. Amerikan okullarının tüm öğrencilere zarar verdiği görüşüne sahiptir. Azınlık ve fakir öğrencilere karşı acımasız olunduğunu düşünür. Apple, ilk kitabı “Official Knowledge” ta (Resmi Bilgi) program, öğretim ve politikanın çeşitli düzeylerdeki mücadelelerini anlatır. Okullardaki program, eğitim ve değerlendirme biçimleri hâkim ve baskın grupların hâkimiyetini daha da pekiştirir.   Hâkim gruplar daha az güçlü grupları kontrol etmek için programı kullanırlar. Resmi bilgi, güçlü grupların hâkimiyeti koruduğu kurumsallaştırılmış programdır. Resmi bilgi Afrikalı Amerikalılara ve Meksikalı Amerikalılara karşı ön yargılıdır. Apple gibi düşünürler böyle bir durumda halk bilincini uyandırmak için dersler öğretir, konuşmalar yaparlar.

Apple, her program ve öğretim anlayışının politik olduğu, siyasetin program ve öğretimdeki rolünü sınırlamaya gerek olmadığı görüşündedir. Öğretmenler görüşlerini açıkça ifade etmek istemeyebilirler. Tarafsız görüşe sahipmiş gibi görünmek isteyebilirler. Aslında her öğretmenin bir görüşü vardır ve bunu sınıfta illa ki örtük olarak belli eder, görüşlerini öğrencilere yansıtır; ama bunu açıkça, cesur bir şekilde göstermek istemeyebilir.

Radikaller “Ne öğretelim?” ve “Nasıl öğretelim?” gibi temel program soruları yerine programın “Kim?” yönünün vurgulanması gerektiğini savunurlar. “Kimin programı öğretilmeli?,” “Kimin bilgisi en değerli?”, “Kimin bilgisi programda mevcut?” gibi sorulara önem verirler. Konu, güçlü gruplar tarafından oluşturulan programı öğrenmeye zorlanan daha az güçlü olanları boyun eğdirmek için kullandıkları bir araçtır. Apple, program yapım sürecindeki programcıların arkasında kimin yönetiminin olduğunu bulmak ister. Bu durumda radikaller çıkar gruplarının programı kontrol ettiğini savunurlar ve örneklerle desteklerler. Çıkar gruplarının kontrol için standartları ve hesap verilebilirliği oluşturdukları görüşündeyim. Çıkar grupları denetimi sağlamak için eğitimde standartları oluşturarak okullardan ve öğretmenden bunun hesabını vermelerini istemektedirler. Öğretmen ve okullar da bu durumda sınırlandırılmakta ve iktidara boyun eğmektedirler.

Örtük program ile radikaller genel okul kültürünün bir parçası olarak öğrencilere aktarılan ama program belgelerinde açıkça belirtilmeyen tutumları, değerleri ve inançları ifade ederler. Örtük program her derste olabilir. Sosyal derslerde, matematik dersinde, öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımında vb. her durumda ortaya çıkabilir. Örtük programı anlamak için “hegemonya” fikri çok önemlidir. Apple, hegemonyayı etkileşimli toplumsal bir düzene dönüştüren birçok kişinin faaliyetlerini örgütlemek, meşrulaştırmak olarak tanımlar. Hegemonya konuşulmamış ama yine de mevcut toplumsal kurallardır. Hegemonya örtük programa benzer, farklı olarak sadece okullarda değil toplumda vardır. Örneğin hegemonya toplumda zengin ve ayrıcalıklı beyaz erkeklerin yükselmesine izin verir. Bu nedenle hegemonik güçler ortaya çıkarılmalı, sorgulanmalı ve yok edilmelidir.

İhmal edilen program konusunu bir önceki hafta derste konuştuğumuz bir konuydu. Aynı konu radikal programda da geçiyor. Radikaller ihmal edilen programla ilgili neyin öğretildiğinin karşıtı olarak neyin öğretilmediğine vurgu yaparlar. Bir program oluşturulurken seçimler vardır ve seçimler öncelikler anlamına gelir. İhmal edilen programın analizi ile programı tasarlayan düşünceler hakkında çok şey öğrenilebilir.

Paulo Freire diğer bir radikal düşünürdür. Freire programın aksine pedagojiye önem verir. Okuma yazma bilmeyen köylülere okuma yazma öğreterek onların oy kullanmalarını, haklarını aramalarını ve bilinçlenmelerini sağlamıştır. Ezilenlerin Pedagojisi kitabında ne öğretilmesi gerektiğine değinmez. Pedagojik görüşleri çoğunlukla teoriktir, radikal pedagoji ile ilgili çokça yazar ama programı yok sayar. Freire ile öğrenim görmek yeni bir dil öğrenmeye benzer. Eğitim verdiği insanları uyandırarak özgürleştirici bir yaklaşıma ulaşmak için “bilinçlendirme” ve “diyalogları” kullanır.  Öğretmenlerin öğrencilerle dünyadaki durumlar hakkında konuşmalarını ister. Diyaloglar eş zamanlı yansıtma ve eylem gerektirir. Freire’ye göre pedagojik öğretim diyalogu temele alan; öğrencileri duygusal, sosyal, politik ve ekonomik olarak dönüştürendir. Öğretmenler kişisel ve toplumsal dönüşüme rehberlik edecek sorunları gündeme getirmek için hem yetenekli olmalı hem de sorumluluğu taşımalıdırlar. Radikal programın öğretmenden çok şey beklediğini düşünüyorum. Öğretmen alanında yetkin, mesleki becerilerle donanmış ve çok da cesur olmalı. İktidara karşı gelebilmeli, ezilenlerin, hakkı çiğnenenlerin yanında olmalı. Bu açıdan baktığımda öğretmenin çok güçlü olduğunu ve toplumu uyandırmak için kilit olduğunu düşünüyorum. Ancak çalışan öğretmenleri düşündüğümde pedagojik bilgiden yoksun öğretmenlerin atandığı, alternatif yollarla sertifikalar dağıtıldığı, başka bir üniversite kazanamadığı için öğretmen olan kişilerin olduğu ya da çok isteyerek öğretmen olan ama mesleğinin ilk yıllarında dezavantajlı bölgelerde çalıştığı için meslekten soğuyan insanların olduğu bir düzende öğretmenin bu kadar güçlü durmadığını düşünüyorum.

Öğrenciler radikal görüşte öğretmenler kadar önemli yere sahip değil. Öğrencilerin uyanık olmalarını, yanlış bilinçlerden kurtarılmalarını ve böylece devrimci vizyonun elde edileceği görüşündeler. İçeriğin nesnel olmadığı görüşüne sahipler, en deneysel bilginin bile politik bir görüşü yansıttığına inanıyor radikaller. Radikaller bağlı kalınan vizyona ulaşmak için konuyu bir araç olarak görürler. Siyaset radikal programlarının başlıca konusudur. Bağlamın rolü tamamen anlaşılmaz. Anlama amaç olduğunda bağlam çok önemlidir. Örneğin sınıfların nasıl oluştuğunu anlamak için öğretmenlerin eylemlerini, ders kitaplarını, okulu, okulun bölgesini, çevreyi titizlikle analiz ederler. Amaç ne yapılması gerektiğine karar vermek olduğunda öğrencilerin toplumdaki güç nedeniyle başarısız olduğunu varsayarak bağlamı reddederler. Radikaller program kavramından kaçınırlar. Programı okullarda oluşan eşitsizliği nasıl ürettiği ile ilgili analiz edilmesi gereken bir şey olarak görürler. Programın iktidarın görüşünü yansıttığını düşünürler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder