Geçen hafta derste işlenen konu
radikal programdı. Radikal programcılar politika ve programı ayrılmaz bir bütün
olarak değerlendirirler. Sistematik programcılar programın ve program yapmanın
tarafsız, nesnel ve apolitik olduğuna inanırlarken radikal program savunucuları
programın politik özellik taşıdığını belirtirler. Tarafsızlığı reddederek
siyasi savunuculuğu kabul ederler. Sistematik programcılar verime ve
varoluşçular kişisel özgürlüğe vurgu yaparken radikaller direniş, devrim ve
politik vizyona odaklanırlar. Radikaller politik olarak dünya üzerinde bir etki
yaratma konusunda başarılıdırlar ancak programdaki değişimlerin her zaman
eşitliği göz önünde bulundurmak zorunda olduğunu ileri sürerler. Hemen hemen
her programın ayrıcalıklı öğrencilerin toplumda destek kazanmaları için çıkar
sağladığını; azınlık öğrencileri için de onları daha da aşağıda tutmaya yardım
ettiği görüşündedirler. Radikal program savunucularının eleştirileri çok sert
ve katı görünmekle beraber bu görüşlerine katılmamak elde değil; ülkenin her
yanında farklı özellikte ve koşullarda birçok insana aynı programı uygulamaya
çalışmak; her insandan dünya insanı olsun diye aynı performans göstergelerini
beklemek gerçekten mümkün değil ve adil de değil. Her insanın yaşadığı ev,
çevre, sahip olduğu imkânlar çok farklı; aynı sınava tabi tutularak birlikte
değerlendirilmek sözde eşitliği sağlarken insanların arasında uçurumları daha
da açmaktadır.
Radikal görüş, program çalışmalarını
ırk, cinsiyet ve sınıf analizi perspektifinden görür. Program ve program
geliştirme çalışmalarının ekonomik ve sosyal eşitsizliğe nasıl katkıda
bulunduğunu açıklamaya çalışır. Radikal programcılar ani, toptan, geniş
kapsamlı, parça parça ve aşamalı olmayan değişiklikleri savunurlar. Toplumun
adaletsiz olduğunu ve hızla değişmesi gerektiğini düşünürler. Sınıf
ayrıcalıklarının olduğu bu adaletsiz düzene karşı acil eylemlerin yapılmasını
ön görürler. Eğitimde yapılan hızlı değişimler, ölçüsüz ve yanlış adımlara da
neden olmaz mı?
Radikal programın iki önemli düşünürü
Michael Apple ve Paulo Freire’dir. Apple, ABD okulları ile ilgili hiç olumlu
düşünceye sahip değildir. ABD eğitim kurumlarında devrim olmasa bile radikal
reforma ihtiyaç vardır. Amerikan okullarının tüm öğrencilere zarar verdiği
görüşüne sahiptir. Azınlık ve fakir öğrencilere karşı acımasız olunduğunu
düşünür. Apple, ilk kitabı “Official Knowledge” ta (Resmi Bilgi) program,
öğretim ve politikanın çeşitli düzeylerdeki mücadelelerini anlatır. Okullardaki
program, eğitim ve değerlendirme biçimleri hâkim ve baskın grupların
hâkimiyetini daha da pekiştirir. Hâkim
gruplar daha az güçlü grupları kontrol etmek için programı kullanırlar. Resmi
bilgi, güçlü grupların hâkimiyeti koruduğu kurumsallaştırılmış programdır.
Resmi bilgi Afrikalı Amerikalılara ve Meksikalı Amerikalılara karşı ön
yargılıdır. Apple gibi düşünürler böyle bir durumda halk bilincini uyandırmak
için dersler öğretir, konuşmalar yaparlar.
Apple, her program ve öğretim
anlayışının politik olduğu, siyasetin program ve öğretimdeki rolünü sınırlamaya
gerek olmadığı görüşündedir. Öğretmenler görüşlerini açıkça ifade etmek
istemeyebilirler. Tarafsız görüşe sahipmiş gibi görünmek isteyebilirler.
Aslında her öğretmenin bir görüşü vardır ve bunu sınıfta illa ki örtük olarak
belli eder, görüşlerini öğrencilere yansıtır; ama bunu açıkça, cesur bir
şekilde göstermek istemeyebilir.
Radikaller “Ne öğretelim?” ve “Nasıl
öğretelim?” gibi temel program soruları yerine programın “Kim?” yönünün
vurgulanması gerektiğini savunurlar. “Kimin programı öğretilmeli?,” “Kimin bilgisi
en değerli?”, “Kimin bilgisi programda mevcut?” gibi sorulara önem verirler.
Konu, güçlü gruplar tarafından oluşturulan programı öğrenmeye zorlanan daha az
güçlü olanları boyun eğdirmek için kullandıkları bir araçtır. Apple, program
yapım sürecindeki programcıların arkasında kimin yönetiminin olduğunu bulmak
ister. Bu durumda radikaller çıkar gruplarının programı kontrol ettiğini savunurlar
ve örneklerle desteklerler. Çıkar gruplarının kontrol için standartları ve
hesap verilebilirliği oluşturdukları görüşündeyim. Çıkar grupları denetimi
sağlamak için eğitimde standartları oluşturarak okullardan ve öğretmenden bunun
hesabını vermelerini istemektedirler. Öğretmen ve okullar da bu durumda
sınırlandırılmakta ve iktidara boyun eğmektedirler.
Örtük program ile radikaller genel
okul kültürünün bir parçası olarak öğrencilere aktarılan ama program
belgelerinde açıkça belirtilmeyen tutumları, değerleri ve inançları ifade
ederler. Örtük program her derste olabilir. Sosyal derslerde, matematik
dersinde, öğretmenlerin öğrencilere yaklaşımında vb. her durumda ortaya
çıkabilir. Örtük programı anlamak için “hegemonya” fikri çok önemlidir. Apple,
hegemonyayı etkileşimli toplumsal bir düzene dönüştüren birçok kişinin
faaliyetlerini örgütlemek, meşrulaştırmak olarak tanımlar. Hegemonya
konuşulmamış ama yine de mevcut toplumsal kurallardır. Hegemonya örtük programa
benzer, farklı olarak sadece okullarda değil toplumda vardır. Örneğin hegemonya
toplumda zengin ve ayrıcalıklı beyaz erkeklerin yükselmesine izin verir. Bu
nedenle hegemonik güçler ortaya çıkarılmalı, sorgulanmalı ve yok edilmelidir.
İhmal edilen program konusunu bir
önceki hafta derste konuştuğumuz bir konuydu. Aynı konu radikal programda da
geçiyor. Radikaller ihmal edilen programla ilgili neyin öğretildiğinin karşıtı
olarak neyin öğretilmediğine vurgu yaparlar. Bir program oluşturulurken
seçimler vardır ve seçimler öncelikler anlamına gelir. İhmal edilen programın
analizi ile programı tasarlayan düşünceler hakkında çok şey öğrenilebilir.
Paulo Freire diğer bir radikal
düşünürdür. Freire programın aksine pedagojiye önem verir. Okuma yazma bilmeyen
köylülere okuma yazma öğreterek onların oy kullanmalarını, haklarını
aramalarını ve bilinçlenmelerini sağlamıştır. Ezilenlerin Pedagojisi kitabında
ne öğretilmesi gerektiğine değinmez. Pedagojik görüşleri çoğunlukla teoriktir,
radikal pedagoji ile ilgili çokça yazar ama programı yok sayar. Freire ile
öğrenim görmek yeni bir dil öğrenmeye benzer. Eğitim verdiği insanları
uyandırarak özgürleştirici bir yaklaşıma ulaşmak için “bilinçlendirme” ve
“diyalogları” kullanır. Öğretmenlerin
öğrencilerle dünyadaki durumlar hakkında konuşmalarını ister. Diyaloglar eş
zamanlı yansıtma ve eylem gerektirir. Freire’ye göre pedagojik öğretim diyalogu
temele alan; öğrencileri duygusal, sosyal, politik ve ekonomik olarak
dönüştürendir. Öğretmenler kişisel ve toplumsal dönüşüme rehberlik edecek
sorunları gündeme getirmek için hem yetenekli olmalı hem de sorumluluğu taşımalıdırlar.
Radikal programın öğretmenden çok şey beklediğini düşünüyorum. Öğretmen
alanında yetkin, mesleki becerilerle donanmış ve çok da cesur olmalı. İktidara
karşı gelebilmeli, ezilenlerin, hakkı çiğnenenlerin yanında olmalı. Bu açıdan
baktığımda öğretmenin çok güçlü olduğunu ve toplumu uyandırmak için kilit
olduğunu düşünüyorum. Ancak çalışan öğretmenleri düşündüğümde pedagojik
bilgiden yoksun öğretmenlerin atandığı, alternatif yollarla sertifikalar dağıtıldığı,
başka bir üniversite kazanamadığı için öğretmen olan kişilerin olduğu ya da çok
isteyerek öğretmen olan ama mesleğinin ilk yıllarında dezavantajlı bölgelerde
çalıştığı için meslekten soğuyan insanların olduğu bir düzende öğretmenin bu
kadar güçlü durmadığını düşünüyorum.
Öğrenciler radikal görüşte öğretmenler
kadar önemli yere sahip değil. Öğrencilerin uyanık olmalarını, yanlış
bilinçlerden kurtarılmalarını ve böylece devrimci vizyonun elde edileceği
görüşündeler. İçeriğin nesnel olmadığı görüşüne sahipler, en deneysel bilginin
bile politik bir görüşü yansıttığına inanıyor radikaller. Radikaller bağlı
kalınan vizyona ulaşmak için konuyu bir araç olarak görürler. Siyaset radikal
programlarının başlıca konusudur. Bağlamın rolü tamamen anlaşılmaz. Anlama amaç
olduğunda bağlam çok önemlidir. Örneğin sınıfların nasıl oluştuğunu anlamak
için öğretmenlerin eylemlerini, ders kitaplarını, okulu, okulun bölgesini,
çevreyi titizlikle analiz ederler. Amaç ne yapılması gerektiğine karar vermek
olduğunda öğrencilerin toplumdaki güç nedeniyle başarısız olduğunu varsayarak
bağlamı reddederler. Radikaller program kavramından kaçınırlar. Programı
okullarda oluşan eşitsizliği nasıl ürettiği ile ilgili analiz edilmesi gereken
bir şey olarak görürler. Programın iktidarın görüşünü yansıttığını düşünürler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder