Eğitim
alanında çalışıyor, eğitimle ilgili okuyor, yazıyor ve konuşuyorsak mutlaka
John Dewey’nin sözü geçiyordur. Ama daha önce onu bir cümle ile ifade etmek
durumunda kalmamıştım hiç ve oldukça zorlandığımı itiraf etmeliyim sanırım.
Kaleme aldığı her eserinde neredeyse her bir cümlenin altını çizerek okuduğum
için şimdi hangi cümle ile nasıl ifade edebilirdim bu kadar birikimi. Bir de
küçük grupla ortak bir ifade üretmek için çalışırken her birimizi etkileyen
noktaların farklı olduğunu gördük ve iki ayrı cümle kurarak tamamladık
çalışmamızı. İlk olarak daha önce currere ve Freire’de gördüğümüz zaman
retoriğine vurgu yapıldığından hareket ettik. Geçmişi anlayarak şimdiyi daha
iyi anlamak; şimdiyi anlayarak da geleceği daha iyi planlayabilmek söz konuşu
olduğundan “geçmişin bilgisi, eğitimin amacı değil ancak aracı olabilir”
cümlesiyle açıkladık Dewey’i.
İkinci
cümlemiz ise “eğitimde dönüm noktaları deneyimlerdir” oldu. Çıkış noktası ise
Dewey’nin deneyim vurgusuydu. Ne olduğu ve ne olmadığı hakkında o kadar çok
açıklama yapmıştı ki başlı başına bir kitap oluşturmuştu bunlar. Ve neden bu
kadar altını çiziyor olabilir ki diye düşününce aslında çocuğu öne çıkardığı ve
onun isteklerinin, onun yaptıklarının meydana getirdiği bir süreç olarak
eğitimin gerçekleştiğini ifade etmeye çalıştığını anladık diyebilirim.
Yaptığımız
çalışmanın bir başka ürünü de Dewey’nin eğitim anlayışında varoluşçuluğun
izlerine rastlamaktı. Okumalar sırasında gerçekte nasıl olur acaba diye sorarak
varoluşçu bir eğitim, sınıf, okul vb. hayal etmek zor gelmişti. Çünkü gerçek
olarak algıladığımız durum o kadar farklıydı ki neredeyse her şeyi öğrencinin
yaptığı yeni bir gerçeklik düşünememiştim. Bu bağlamda Dewey’nin daha iyi
eğitimin nasıl olabileceğine dair yaptığı tartışmaların varoluşçu eğitim
uygulamasına örnekler sunduğunu fark ettim. Eğitimin amacı çocuğun varlığı ve
kendini gerçekleştirmesini amaç olarak benimsemek olmalı diyordu çünkü.
Okullarda uyulması zorunlu olan kurallar ve uygulanması gereken programlar
varken deneyime odaklanın diyordu çünkü. Çünkü deneyimin içindeydi çocuk,
öznesiydi öğrenme sürecinin.
“Gittiğim
her yerde kuşları görüyorum”
Şehirdeki
öğrencileri doğal yaşamla buluşturmak
Ellen Royse
Ders: Çevrebilim ve Şehir Ekolojisi
Hedef:
Öğrencilerin doğal yaşam hakkında bilinçlenmeleri ve koruma sorumluluğu
duymalarını sağlamak.
Kazanımlar:
Doğal
yaşamın bir parçası olan kuşlar hakkında bilgi sahibi olur.
Doğal
yaşamın bir parçası olan kuşlara değer verir.
Yaşadığı
şehirde yaşayan ve oradan geçen göçmen kuşları korumaya yönelik projeler
gerçekleştirir.
Etkinlikler:
20 farklı
markanın logoları gösterilip neye ait olduğunu söylemeleri istenir. Ardından 20
yaygın kuş türü gösterilir. “Kuşlarla ilgili kısımda pek bilgi sahibi
olmamanızın sizce nedeni nedir?” sorusu yöneltilir. Tüm fikir ve sorular
tahtaya yazılır.
Profesyonel
dürbün kullanarak yaygın kentsel kuş türleri tespit edilir.
Her öğrenci
bir kuş türü seçip ayırt edici özellikler ve doğal tarihlerini araştırırlar.
Her öğrenci bilgilerini sınıfla paylaşır ve kendi kişisel kuş kılavuzlarını
oluştururlar.
Haftada
birkaç kez kuş gözlemlerine çıkılıp kılavuzların bilgilerinden faydalanılır.
Yerel
kuruluşlardan destek alınarak farklı kuş türleri tecrübe edilir.
Şehirde
yaşayan ve göçmen kuşları korumaya yönelik çalışmalar tasarlanır ve
gerçekleştirilir. Bunun için bir uzman ve birkaç öğrencinin oluşturduğu küçük
grupla Light Out D.C.’nin veri toplama çalışmalarına katılınır. Toplanan kuş
ölüm verileri sınıfta analiz edilir. Bulgular bina sahipleri ve mimarlara
bildirilmek üzere yetkililerle paylaşılır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder