Sistematik Eğitim Programı - Yazar: Yalçın Çetinkaya

Bu haftaki tartışmalarımızı; sistematik programın ne olduğu, ortaya çıkışına zemin hazırlayan koşulları, zaman içerisindeki dönüşümünü ve programlar üzerindeki etkilerini anlamam açısından oldukça yararlı bulduğumu söylemeliyim.
“Sistem” kavramını çözümlemenin, bu anlayışı anlamak için yerinde bir başlangıç olacağını düşünüyorum. Sistem; aşama aşama formüle edilmesinden ötürü mekanikliği çağrıştıran bir yapı, bir sonuç üretmek için sıralanmış süreçler bütünü ve yarar sağlama üzerine kurulu bir düzen olarak düşünülebilir. Buradan yola çıkarak sistematik anlayışın teknik bir bakış açısından beslendiğini ve yarar gözeten ilerlemeciliğin izlerini taşıdığını söyleyebiliriz. Daha önce liberal eğitimin de ilerlemecilikle bağdaştığı kısımların bulunduğunu tartışmıştık. Ancak, liberal eğitimde yararlı bilgi aklı besleyen bilgi iken, sistematik anlayış tamamen uygulamadaki faydasından ötürü bilginin aktarılmasına vurgu yapar. İlerlemecilik liberal ve sistematik programlarda benzer biçimde kendini göstermez; liberal eğitim uygulamayı ve uygulamadan gelen yararı değersizleştirirken, sistematik bakışın odağında tam da uygulamanın bilgisi yer alır. Diğer taraftan, programın uygulamadan çıkmasını savunan Schwab ile sistematik anlayışın örtüştüğünü söylemek de yanlıştır. Programın yapılmasında tüm uzlaşı noktalarına eşit derecede yer veren Schwab’ın müzakereci tutumunun aksine, bu anlayış programın geliştirilmesinde ekonomik dinamikleri temel belirleyici olarak tayin etmektedir.
Sistematik programın en temel sorunlarından birinin genelleme kaygısı olduğunu düşünüyorum. Oysa, deneysel yöntemlerle elde edilen bulguların tüm koşullarda geçerliliğini koruması beklenemez. Bir bağlam içerisinde başarılı neticelere ulaştıran bir program, şartların değiştiği farklı bir bağlamda aynı çıktıları üretemeyebilir; bağlamın etki gücü göz ardı edilemez. Ayrıca, bilimsel süreçlerin izlenmesi herkes için adaleti/eşitliği barındıran program tasarımlarına ulaşılmasını garantilemez. Daha önce yeniden kavramsallaştırma anlayışında tartıştığımız gibi programların politik, kültürel, toplumsal cinsiyet ve tarihsel boyutları vardır; bilimsel işlemler takibinde programların geliştirilmeleri onları nötrleştirmez, tarafsız yapmaz. Birileri için eşitliği sağladığını söyleyebileceğimiz bir program, bir başkası için bunu sağlamaktan oldukça uzak olabilir; bu anlayışta gözden kaçan bir diğer eksiklik de budur.
Ancak, sistematik yaklaşımı tamamen kötülemeyi, ekonominin boyunduruğunda eğitimi mekanikleştirmesi ve bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerine ket vurması gibi nedenlerle eğitsel yaşantılar içerisinde yerinin olmadığını söylemeyi de fazlaca iddialı bulmaktayım. Büyük kitlelerin eğitilmesi söz konusu olduğunda sistematik bakış açısını tamamen dışarıda tutmak çok mümkün görünmemektedir. Ayrıca toplumlarda ekonomik parametrelerin belirlediği bir dizi roller ve o rollerin gereğini yerine getirecek bireylerin yetiştirilmesine ihtiyaç vardır. Ekonominin eğitime yönelik ilgisine tamamen kulak tıkamanın ülkelerin kalkınma politikalarına katkı sağlamayacağı aşikardır. Aslında günümüz gerçekleri daha eklektik bakış açılarını gerektirmektedir; her bir yaklaşımın programlarda kendine yer bulabileceği bir sorumluluk alanı vardır ve farklı paradigmalar işlevsel sonuçları olan öğrenme süreçlerinin geliştirilmesine farklı biçimlerde katkı sağlayabilir. Dolayısıyla sistematik bakıştaki program geliştirme anlayışı gereksizdir diyemeyiz, ancak amaç olarak görülmesinin “sorunlu” olduğunu söyleyebiliriz.
Sistematik yaklaşımın bir boyutu da devlet okullarının rekabeti ve özgürlüğü öldürdüğü sloganıyla ortaya çıkan serbest piyasa anlayışıdır. Eğitimle ilgili açmazlarda özel okulların çare olarak görülmesini doğru bulmuyor, sorunları çözeceği öngörüsüne katılmıyorum. Bizlerin iyi birer vatandaş olmakla yükümlü olmamız gibi, devletin de biz vatandaşlara karşı bir dizi sorumluluğu bulunmaktadır; “her vatandaşın nitelikli eğitim almasını sağlayacak koşulları hazırlamak” gibi. Devletin bu yükümlülüğüne rağmen, kamusal alanda yürütülen eğitim hizmetleri ne yazık ki yetersiz kalmakta ve aileler özel teşebbüslere bir miktar finans desteğiyle yönlendirilmektedir. Daha önceki okumalarımda, özel okullar için “azınlık okulları” ifadesiyle karşılaşmıştım; bugün bu okullara gitmek eskiye nazaran çok daha kolay olsa bile, halen büyük bir çoğunluk için ulaşılabilir değildirler; sadece parası olanların gidebildikleri böylece “iyi eğitim” alabildikleri kurumlardır. Özel okullar belirli bir gruba yönelik olan, eşitsizliklerin derinleşmesine ve daha da belirginleşmesine zemin hazırlayan yapılardır. Elbette parası olan ve çocuklarının devletin onlara sağlayabildiğinden çok daha iyisini hak ettiğini düşünen ebeveynlerin bu isteği de yadsınamaz. Her ne kadar işletme zihniyetiyle hareket ediyor olsalar bile, birçok özel okulun devlet okullarının çok üstünde nitelikli eğitim sağladığı bilinen bir gerçektir. O halde çözüm nedir? Eğitimin ticari bir olguya dönüşmesi yani metalaştırılması çözüm değildir. Çözüm; devlet okullarının olanaklarının iyileştirilmesidir. Özel okullar varlığını sürdürebilir ancak kaliteli eğitimin bu okulların duvarları dışında kalanlara da ulaştırılması gerekmektedir. Devlet karşılıksız olarak verdiği kamu hizmetinden karşılık almaya başlayarak kar etmeye devam edebilir, ancak parası olmayan için de nitelikli eğitimi sağlamakla yükümlü olduğunu unutmamalı ve gerekenleri yapmalıdır.
Sistematik yaklaşımda anahtar kelimenin “efficacy” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Hem bürokratik hem de serbest piyasa anlayışında sadece “etkili olanın” barınabileceği bir alan vardır. Örneğin yetişkin davranışlarına odaklanan Bobbitt etkili olanın tespit edildiği, bilgisinin alındığı ve bu bilginin o rol için yetiştirilecek uygun kişilerle eşleştirildiği bir sistem kurgulamaktadır. Serbest piyasa anlayışında ise sadece etkili okullar hayatta kalacak ve diğerleri varlıklarını sürdüremeyeceklerdir. Sistematik görüşte etkililiğin ölçütünü ekonomi belirler; nasıl yapılması gerektiğini söylemese ve bununla ilgilenmese bile, istediği çıktıları işaret etmekte ve eğitim programlarını etkilemektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder