Bu haftaki
tartışmalarımızı; sistematik programın ne olduğu, ortaya çıkışına zemin
hazırlayan koşulları, zaman içerisindeki dönüşümünü ve programlar üzerindeki
etkilerini anlamam açısından oldukça yararlı bulduğumu söylemeliyim.
“Sistem”
kavramını çözümlemenin, bu anlayışı anlamak için yerinde bir başlangıç
olacağını düşünüyorum. Sistem; aşama aşama formüle edilmesinden ötürü
mekanikliği çağrıştıran bir yapı, bir sonuç üretmek için sıralanmış süreçler
bütünü ve yarar sağlama üzerine kurulu bir düzen olarak düşünülebilir. Buradan
yola çıkarak sistematik anlayışın teknik bir bakış açısından beslendiğini ve
yarar gözeten ilerlemeciliğin izlerini taşıdığını söyleyebiliriz. Daha önce
liberal eğitimin de ilerlemecilikle bağdaştığı kısımların bulunduğunu
tartışmıştık. Ancak, liberal eğitimde yararlı bilgi aklı besleyen bilgi iken,
sistematik anlayış tamamen uygulamadaki faydasından ötürü bilginin
aktarılmasına vurgu yapar. İlerlemecilik liberal ve sistematik programlarda
benzer biçimde kendini göstermez; liberal eğitim uygulamayı ve uygulamadan
gelen yararı değersizleştirirken, sistematik bakışın odağında tam da
uygulamanın bilgisi yer alır. Diğer taraftan, programın uygulamadan çıkmasını
savunan Schwab ile sistematik anlayışın örtüştüğünü söylemek de yanlıştır. Programın
yapılmasında tüm uzlaşı noktalarına eşit derecede yer veren Schwab’ın
müzakereci tutumunun aksine, bu anlayış programın geliştirilmesinde ekonomik
dinamikleri temel belirleyici olarak tayin etmektedir.
Sistematik
programın en temel sorunlarından birinin genelleme kaygısı olduğunu
düşünüyorum. Oysa, deneysel yöntemlerle elde edilen bulguların tüm koşullarda
geçerliliğini koruması beklenemez. Bir bağlam içerisinde başarılı neticelere
ulaştıran bir program, şartların değiştiği farklı bir bağlamda aynı çıktıları
üretemeyebilir; bağlamın etki gücü göz ardı edilemez. Ayrıca, bilimsel
süreçlerin izlenmesi herkes için adaleti/eşitliği barındıran program
tasarımlarına ulaşılmasını garantilemez. Daha önce yeniden kavramsallaştırma
anlayışında tartıştığımız gibi programların politik, kültürel, toplumsal
cinsiyet ve tarihsel boyutları vardır; bilimsel işlemler takibinde programların
geliştirilmeleri onları nötrleştirmez, tarafsız yapmaz. Birileri için eşitliği
sağladığını söyleyebileceğimiz bir program, bir başkası için bunu sağlamaktan
oldukça uzak olabilir; bu anlayışta gözden kaçan bir diğer eksiklik de budur.
Ancak, sistematik
yaklaşımı tamamen kötülemeyi, ekonominin boyunduruğunda eğitimi mekanikleştirmesi
ve bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerine ket vurması gibi nedenlerle
eğitsel yaşantılar içerisinde yerinin olmadığını söylemeyi de fazlaca iddialı bulmaktayım.
Büyük kitlelerin eğitilmesi söz konusu olduğunda sistematik bakış açısını
tamamen dışarıda tutmak çok mümkün görünmemektedir. Ayrıca toplumlarda ekonomik
parametrelerin belirlediği bir dizi roller ve o rollerin gereğini yerine
getirecek bireylerin yetiştirilmesine ihtiyaç vardır. Ekonominin eğitime
yönelik ilgisine tamamen kulak tıkamanın ülkelerin kalkınma politikalarına
katkı sağlamayacağı aşikardır. Aslında günümüz gerçekleri daha eklektik bakış
açılarını gerektirmektedir; her bir yaklaşımın programlarda kendine yer bulabileceği
bir sorumluluk alanı vardır ve farklı paradigmalar işlevsel sonuçları olan
öğrenme süreçlerinin geliştirilmesine farklı biçimlerde katkı sağlayabilir. Dolayısıyla
sistematik bakıştaki program geliştirme anlayışı gereksizdir diyemeyiz, ancak
amaç olarak görülmesinin “sorunlu” olduğunu söyleyebiliriz.
Sistematik
yaklaşımın bir boyutu da devlet okullarının rekabeti ve özgürlüğü öldürdüğü
sloganıyla ortaya çıkan serbest piyasa anlayışıdır. Eğitimle ilgili açmazlarda özel
okulların çare olarak görülmesini doğru bulmuyor, sorunları çözeceği öngörüsüne
katılmıyorum. Bizlerin iyi birer vatandaş olmakla yükümlü olmamız gibi,
devletin de biz vatandaşlara karşı bir dizi sorumluluğu bulunmaktadır; “her
vatandaşın nitelikli eğitim almasını sağlayacak koşulları hazırlamak” gibi.
Devletin bu yükümlülüğüne rağmen, kamusal alanda yürütülen eğitim hizmetleri ne
yazık ki yetersiz kalmakta ve aileler özel teşebbüslere bir miktar finans
desteğiyle yönlendirilmektedir. Daha önceki okumalarımda, özel okullar için
“azınlık okulları” ifadesiyle karşılaşmıştım; bugün bu okullara gitmek eskiye
nazaran çok daha kolay olsa bile, halen büyük bir çoğunluk için ulaşılabilir
değildirler; sadece parası olanların gidebildikleri böylece “iyi eğitim”
alabildikleri kurumlardır. Özel okullar belirli bir gruba yönelik olan,
eşitsizliklerin derinleşmesine ve daha da belirginleşmesine zemin hazırlayan
yapılardır. Elbette parası olan ve çocuklarının devletin onlara
sağlayabildiğinden çok daha iyisini hak ettiğini düşünen ebeveynlerin bu isteği
de yadsınamaz. Her ne kadar işletme zihniyetiyle hareket ediyor olsalar bile,
birçok özel okulun devlet okullarının çok üstünde nitelikli eğitim sağladığı
bilinen bir gerçektir. O halde çözüm nedir? Eğitimin ticari bir olguya
dönüşmesi yani metalaştırılması çözüm değildir. Çözüm; devlet okullarının olanaklarının
iyileştirilmesidir. Özel okullar varlığını sürdürebilir ancak kaliteli eğitimin
bu okulların duvarları dışında kalanlara da ulaştırılması gerekmektedir. Devlet
karşılıksız olarak verdiği kamu hizmetinden karşılık almaya başlayarak kar
etmeye devam edebilir, ancak parası olmayan için de nitelikli eğitimi
sağlamakla yükümlü olduğunu unutmamalı ve gerekenleri yapmalıdır.
Sistematik
yaklaşımda anahtar kelimenin “efficacy” olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.
Hem bürokratik hem de serbest piyasa anlayışında sadece “etkili olanın”
barınabileceği bir alan vardır. Örneğin yetişkin davranışlarına odaklanan
Bobbitt etkili olanın tespit edildiği, bilgisinin alındığı ve bu bilginin o rol
için yetiştirilecek uygun kişilerle eşleştirildiği bir sistem kurgulamaktadır.
Serbest piyasa anlayışında ise sadece etkili okullar hayatta kalacak ve
diğerleri varlıklarını sürdüremeyeceklerdir. Sistematik görüşte etkililiğin
ölçütünü ekonomi belirler; nasıl yapılması gerektiğini söylemese ve bununla
ilgilenmese bile, istediği çıktıları işaret etmekte ve eğitim programlarını
etkilemektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder