Bobbitt iş ve ekonomi analizi yaparak program
geliştirme sürecini başlattı. Günümüze kadar etkili olan ve hala tartışılan
konuya –ekonomi ve eğitim- öncü oldu diyebiliriz. Birçok programa model olması
açısından önemli olarak görmekteyim.
Bobbitt yetişkin hayatını baz alarak
programları tasarladı. Bobbitt’in başlangıç noktasını yetişkin olarak
belirlemesi ve meslektaşlarının da (Charters, Tyler) bu görüşü sürdürmesi söz
konusudur. Acaba program geliştirmenin doğuşu olarak kabul ettiğimiz Bobbitt
merkeze bireyi alsaydı bugün değişen bir şey olur muydu? Hemen hemen aynı
yıllarda araştırmalar yapan ve kitaplar yazan Dewey ise bireyi merkeze alarak
programlar tasarlamayı önermiştir. Örneğin Bobbitt program geliştirme kitabını
1918’de yayınlamıştır. Dewey, Okul ve Toplum kitabını 1899, Demokrasi ve Eğitim
kitabını ise 1916’ da yayınlamıştır. Peki neden programın öncüsü Bobbitt olarak
ele alınmıştır. Program geliştirme alanında yazılan ilk kitap olarak Bobbitt’ i
kabul etmekteyiz. Dewey’in bireyi merkeze alması program geliştirme sürecini
başlat(a)mamıştır diyebilir miyiz? Bobbitt’i farklı kılan acaba sistematik
şekilde yazılmış olması mıdır? Yani tam olarak program geliştirme kavramının adım
adım verilmiş olması mıdır?
Bu anlamda insanlık tarihi zihinleri
karıştıran ya da zorlaştıran düşüncelerden ziyade düzenli, zihni berraklaştıran
kavramlardan yana olmuştur. Bobbitt bu anlamda program geliştirme sürecini iş
analizi ile açıklayarak yedi adım önermiştir. Özellikle burada dikkatimi çeken Bobbitt’in
etkili mesleklerde işini en iyi yapan bireyleri gözlemleyerek bu davranışları
belirlemesidir. Bu davranışlardan yola çıkarak bir program hazırlanmasını
önermektedir. Burada en güçlü düşünce yetişkinlerin aktivitelerinin çocuklara
aktarılmasıdır. Ona göre program halkın büyük kesiminin refahını sağlamalı ve
ekonomik çizgide olmalı.
Charters ise Bobbitt’in bu ilkelerini öğretmen
eğitimine aktardı. Bu anlamda program geliştirme süreci ve öğretmen eğitimine
bakış açısı ekonomik boyutta canlandı diyebiliriz. Bundan önceki çalışmalar
incelenecek olursa acaba bu görüşe hizmet etmiyor diye kabul edilmemiş olabilir
mi? Bunu araştırmak isterim. Ayrıca öğretmenlik teknik bir bilimdir, sanat
değildir, görüşü günümüzde program geliştirme anlayışını nasıl etkilemiştir.
Bana göre bu kavram giderek güçlenmiş ve geçerliliğini korumuştur. Program
geliştirme sürecini incelediğimizde baskın olarak sistematik yaklaşımın
etkisini görmekteyiz. Bu yaklaşımı savunan Tyler program geliştirme sürecine
etkili ve sürecin tamamını bütünleştiren dört soru ile yaklaşmaktadır. Tyler’ın
hedefler üzerine yoğunlaşması, değerlendirme sürecini anlamlı kılmakta ve ürün-çıktı
kavramlarına yer vermektedir. Tyler’ın eleştirildiği bu noktada davranışçı
olduğu dile getirilmektedir. Bu duruma karşın ise Tyler kendini savunma gereği
duymuştur. Davranış değişikliği oluşturması, davranışların ölçülebilir olması
yönünden davranışçılığı yansıtmaktadır. Fakat daha önceki derslerde ise
Tyler’ın davranışçı olmadığı dile getirilmiştir. Aslında bu konu derste tekrar
kısa süreli olarak tartışılabilir.
Program geliştirme sürecinde sistematik
yaklaşım baskın bir faktör olmuştur ve günümüzde baskınlık derecesi artmıştır
diyebilirim. Her daim karşıt görüşler oldu programın merkezini değiştirdi. Bu
baskınlık karşısında en çok değişime neden olan ve eğitimde devrim etkisi
yaratan Dewey’i görmekteyim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder