Sistematik Eğitim Programı - Yazar: Okan Dede

Öncelikle bu konuda sistem kelimesini açıklığa kavuşturalım. Öğrenme her yerde meydana gelebilmektedir. Ancak okullarda diğer kurumlarla karşılaştırıldığında öğrenmeyi daha etkili ve verimli bir hale getirebilmek için çalışmaların yapılması gerekmektedir. Eğitim kurumlarının bu sorumluluklarını yerine getirebilmeleri için gerçekleştirecekleri faaliyetleri öğrenme ve öğretme kurallarını düşünerek ayrıntılı bir şekilde planlamaları gerektiğini düşünüyorum. Burada sistemden bahsedebiliriz. Aslında sistem yaklaşımını tam olarak doğru mu bilmiyorum ama otomobile benzetebiliriz. Otomobilin çalışması ivmelenmesi için gerekli adımlar vardır ve bu adımların izlenmesi gerekmektedir. Sistem yaklaşımını da buna benzetebiliriz. Sistem yaklaşımına baktığımızda aslında doğrusal düzlemde adım adım hangi işlemlerin yapılacağını bizlere sunmaktadır. Bu bakış açısına başka bir deyişle mühendislik bakış açısı diyebiliriz. Sistem yaklaşımının eşitliği getirdiğini ve kesinlikler içerdiğini söyleyebiliriz diye düşünüyorum yaptığımız tartışmalar sonunda. En temelinde curriculum kavramının da sistematik bir sürece atıf yaptığını söyleyebiliriz (koşu pisti).

Sistem yaklaşımında deneysel çalışmalar, gözlemler, nesnel prosedürleri içeren araştırma yöntemlerinin bu süreçlerde kullanılması gerektiğinden bahsedilmekte. Peki burada araştırmayı yapacak kişiler arasında öğretmenler nerede durmaktadırlar? Her ne kadar program sistematik olsa da öğretmenlerin program okuma becerilerinin de üst düzeyde olması gerektiğini düşünüyorum. Aslında bizler her şeyde öğretmenlerin vicdanına fazlaca güveniyoruz. Fakat acaba bu eğitimdeki sorunları çözmekte mi yoksa durumu daha da içinden çıkılamaz hale mi getirmekte?

Ülkemizdeki duruma baktığımızda her kademede merkezi sınavların olması sistematik program anlayışının göstergesi olabilir mi? Tabi işleyişe tam alarak detaylı bir şekilde bakmak gerekmekte fakat yine de bunun sistem yaklaşımının uygulamalarına benzediğini söyleyebiliriz. Okuduğum makalelerde göç etkilerinden ve Amerika’nın bu göçe eğitim alanında nasıl reaksiyon gösterdiğinden bahsedilmekte idi. Peki bizim durumumuz günümüzde çok farklı mı? Bence bu noktada eksik kalmaktayız. Değerler eğitiminin varlığından bahsedebiliriz fakat göçmenlere dokunan özel bir çalışmanın olduğundan bahsedebilir miyiz? Bence daha kat edeceğimiz yol var.

İş dünyası ve eğitim çok yakın ilişkidedir desem herhalde hata yapmış olmam. Aslında iş dünyası okullara ne öğretilmesi gerektiğinden kendini sorumlu tutmaktadır. Ekonomistler doğrudan uyumlu ve etkili bireylerin eğitim süreci sonunda ortaya çıkmasını istemektedirler. Nasıl bir birey istiyoruz sorusunu maalesef ekonomistler vermişlerdir. İyi huylu, öğretilen değerlere sahip çıkan, iyi iş yapan bireylerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Aslında nihai amaç özgürlük düşüncesini ortaya çıkarmaktadır. Fakat burada adı geçen özgürlük bizim anladığımız anlamda bir özgürlük değildir. Satın alabileceğiniz sürece özgürsünüz demektir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder