Öncelikle
bu konuda sistem kelimesini açıklığa kavuşturalım. Öğrenme her yerde meydana
gelebilmektedir. Ancak okullarda diğer kurumlarla karşılaştırıldığında
öğrenmeyi daha etkili ve verimli bir hale getirebilmek için çalışmaların yapılması
gerekmektedir. Eğitim kurumlarının bu sorumluluklarını yerine getirebilmeleri
için gerçekleştirecekleri faaliyetleri öğrenme ve öğretme kurallarını düşünerek
ayrıntılı bir şekilde planlamaları gerektiğini düşünüyorum. Burada sistemden
bahsedebiliriz. Aslında sistem yaklaşımını tam olarak doğru mu bilmiyorum ama
otomobile benzetebiliriz. Otomobilin çalışması ivmelenmesi için gerekli adımlar
vardır ve bu adımların izlenmesi gerekmektedir. Sistem yaklaşımını da buna
benzetebiliriz. Sistem yaklaşımına baktığımızda aslında doğrusal düzlemde adım
adım hangi işlemlerin yapılacağını bizlere sunmaktadır. Bu bakış açısına başka
bir deyişle mühendislik bakış açısı diyebiliriz. Sistem yaklaşımının eşitliği
getirdiğini ve kesinlikler içerdiğini söyleyebiliriz diye düşünüyorum
yaptığımız tartışmalar sonunda. En temelinde curriculum kavramının da
sistematik bir sürece atıf yaptığını söyleyebiliriz (koşu pisti).
Sistem
yaklaşımında deneysel çalışmalar, gözlemler, nesnel prosedürleri içeren
araştırma yöntemlerinin bu süreçlerde kullanılması gerektiğinden bahsedilmekte.
Peki burada araştırmayı yapacak kişiler arasında öğretmenler nerede
durmaktadırlar? Her ne kadar program sistematik olsa da öğretmenlerin program
okuma becerilerinin de üst düzeyde olması gerektiğini düşünüyorum. Aslında
bizler her şeyde öğretmenlerin vicdanına fazlaca güveniyoruz. Fakat acaba bu
eğitimdeki sorunları çözmekte mi yoksa durumu daha da içinden çıkılamaz hale mi
getirmekte?
Ülkemizdeki
duruma baktığımızda her kademede merkezi sınavların olması sistematik program
anlayışının göstergesi olabilir mi? Tabi işleyişe tam alarak detaylı bir
şekilde bakmak gerekmekte fakat yine de bunun sistem yaklaşımının
uygulamalarına benzediğini söyleyebiliriz. Okuduğum makalelerde göç
etkilerinden ve Amerika’nın bu göçe eğitim alanında nasıl reaksiyon
gösterdiğinden bahsedilmekte idi. Peki bizim durumumuz günümüzde çok farklı mı?
Bence bu noktada eksik kalmaktayız. Değerler eğitiminin varlığından
bahsedebiliriz fakat göçmenlere dokunan özel bir çalışmanın olduğundan
bahsedebilir miyiz? Bence daha kat edeceğimiz yol var.
İş
dünyası ve eğitim çok yakın ilişkidedir desem herhalde hata yapmış olmam.
Aslında iş dünyası okullara ne öğretilmesi gerektiğinden kendini sorumlu
tutmaktadır. Ekonomistler doğrudan uyumlu ve etkili bireylerin eğitim süreci
sonunda ortaya çıkmasını istemektedirler. Nasıl bir birey istiyoruz sorusunu
maalesef ekonomistler vermişlerdir. İyi huylu, öğretilen değerlere sahip çıkan,
iyi iş yapan bireylerin yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Aslında nihai amaç
özgürlük düşüncesini ortaya çıkarmaktadır. Fakat burada adı geçen özgürlük
bizim anladığımız anlamda bir özgürlük değildir. Satın alabileceğiniz sürece
özgürsünüz demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder