Sistematik Eğitim Programı - Yazar: Gülden Sarıkoç Bilir

Eğitimi bazıları "iş" olarak görür; okullar fabrika, öğretmenler işçi, yöneticiler de verimin artmasını sağlayan kişilerdir. Sistematik program fikrinin temelinde bu vardır. Aklıma "Neden böyle bir programa ihtiyaç duyulmuş ki?" sorusu geliyor. ABD'de düzenin bozuk gittiği, göçler nedeniyle bazı öğrencilerin görmezden gelindiği düşünülüyor ve K12 seviyesinde çalışmalar yapılarak standartlar getirilmeye çalışıyor. Bu çalışmalardan biri "No Child Behind Left (NCBL)". Çalışmanın hedefi öğrencileri küresel pazarda ekonomik olarak rekabet etmeye hazırlamak. Bunun için bilimsel temelli araştırmalar yapılıyor.  NCBL çalışmalarında bilimsel çalışmalar sonunda elde edilen teknik bilginin öğrencilere öğretilmesi hedefleniyor. Bu açıdan öğretmenin değersizleştirildiğini düşünüyorum. Sanki öğretmen bir robotmuş gibi verilen bilgiyi aktaran, elindeki programı harfi harfine uygulayan, programın dışına çıkmayan vb. özelliklere sahip. Öğretmenin bu derece değersiz görülmesinin nedeni de sistematik program fikrini benimseyen uzmanların eğitim dışından kişilerden olmaları. Aslında öğretmenlere hizmet içi eğitimlerin verilmesi, bilimsel çalışmalara dayanan öğretim materyalleri kullanmaları, değerlendirmeler yapmaları fikirleri güzel gibi görünse de; öğretmenlere özerkliğin tanınmamasının eğitimde iyileşmeye değil aksine kötüye gidişe neden olduğunu düşünüyorum. Özgür olmayan, alanına hakim olup karar vermeyen, itiat eden, verileni uygulayan pasif kişilerin iyi öğrenciler de yetiştiremeyecekleri; kendileri gibi itiat eden pasif bireyler yetiştireceklerine inanıyorum. NCBL kısa süreli çözümler getirmiş belki zamanında popüler olmuş olabilir ama geleceğe yansımasına baktığımda çok da çözümsel bir yaklaşım olmadığını görüyorum. Günümüzde ABD'de okuduğumuz makalelerde, takip ettiğimiz yayınlarda da görüyoruz ki eşitsizlik, adil olmama, insanları renklerine göre ayırma devam ediyor. Ancak böyle bir konunun konuşulması, çözüm üretilmeye çalışılması da alanda çalışmalar yapıldığını, düşünen, sorgulayan kişilerin olduğunu gösteriyor.

WWC veri tabanında iyi çalışmalar paylaşılıyor, takas ediliyor. Bu, fikrin gelişmesi ve paylaşılması açısından çok güzel bir fikir bence. Eleştiri yapılabilmesi, tartışma ortamının sağlanması öğretmenin gelişimini destekler. Bu platformda yöneticilerin de olması ve yapılan çalışmaları kontrol etmeleri de yine öğretmenlere özerkliğin verilmemesinin başka bir göstergesidir.

Sistematik programda değerlendirmenin eleme amaçlı kullanılması görüşü hakim. Sınavı geçenler bir iş sahibi olurken; geçemeyenlerle sistem ilgilenmiyor. Eğitimin insanı geliştiren yönü tamamıyla göz ardı ediliyor. Sınavdan geçemeyenler topluma kazandırılmak için uğraşılmıyor. Halbuki değerlendirme süreç içinde sürekli olarak yapılmalı, planlamaya yön vermeli, öğretmene öğrencileri ile ilgili bilgi veren veriler sağlamalı, öğretmenin öğrencisini tanımasına yardım etmelidir. Değerlendirme eğitimin her unsuru ile ilişkili olmalıdır. Teknik bilginin öğretildiği bir ortamda değerlendirilen de teknik bilgi olacaktır. Bu, bireyleri ezbere yöneltecektir. Sistematik programda standardı yakalama görüşü hakim olduğundan yapılan değerlendirmeler de merkezi olarak standartlaşmış testlerden oluşur. Aynı testin uygulanması bireyler arasında adaletsizliğe yol açabilir, çünkü her birey eşit olanaklara sahip değildir. Ben bazı noktalarda bu görüşten ayrılıyorum. Öğrenciler eşit olanaklara sahip değiller ve her öğrenci kendi içinde değerlendirilmeli ama; Türkiye gibi bu entellektüel yapıya sahip olmayan ülkelerde standartlaşma olmazsa düzenin iyice bozulacağını ve daha adaletsiz bir ortam oluşacağını düşünüyorum. Örneğin ülkemizde yapılan üniversiteye giriş sınavı; eğer bu sınav olmasa çoğu insan üniversiteye giremez. Ülkemizde torpil gerçeği var, bence torpilli olanlar eğitim alırken torpili olmayanlar eğitim alamazdı. Bu da elit tabakanın doğmasına ve insanlar arasında ayrımın çoğalmasına neden olurdu.

Türkiye'de sistematik programın yansımaları çok. Eğitimde hedef davranışları belirleyerek etkinliklerin adım adım planlanması sistematik program anlayışındaki iş analizine (Bobbitt) benziyor. Öğretmen yeterlikleri belirleniyor (Charter), öğretmenlere performans değerlendirmeler yapılıyor. Günümüzde herkes birini denetliyor. Denetimin gelişimi desteklediği söyleniyor ama performansa göre işte yükselme, işten çıkarılma bu değerlendirmelere göre yapılıyor. Bu açıdan performans değerlendirmelerin gelişimi desteklemek yerine öğretmen üzerinde kaygı yarattığını düşünüyorum ve yine öğretmenin değersizleşerek güvensiz bir ortamda bulunduğuna inanıyorum.

Sonuç olarak sistematik program verimliliği arttırarak iş dünyasına daha nitelikli bireylerin yetişmesini sağlamayı amaçlıyor. Sadece teknik bilgi verilerek, öğretmen özerkliğinin olmadığı, eleme yönteminin uygulandığı bir sistemde verimli toplum yaratma isteği hayal gibi bir şeydir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder