Sistematik Eğitim Programı - Yazar: Derya Acar Başeğmez


Sistematik eğitim programı anlayışında eğitimin bir iş olduğu ifade edilmektedir. Okulları ve öğrencileri fabrikalar, öğretmenleri ise verim artırmak için çalışan işçiler olarak görmektedir. Sistematik düşüncenin açık bir örneği “No Child Left Behind (NCLB)” olarak düşünülebilir. Bu sistemde eğitim programı, bir antibiyotik veya bir aşı gibi ilaca benzetilebilir. Hangi eğitim programının etkili olduğu bilimsel çalışmalar ve gözlemler yoluyla belirlenmeye çalışılmaktadır. Ortak veri sistemleri oluşturularak, öğretmen yeni yapılan araştırmaları takip etmekte ve oluşturulan dönütler sonucunda programı uygulayarak verimliliği artırmaktadır. Odak noktası öğretmenin kullandığı öğretim yöntemleri ve teknikleri haline gelir. Amaç sistem verimliliğin artırılması olarak görülmektedir. Benim bu konudaki düşüncelerim şu şekildedir: Bana göre eğitimde okul ve öğrenciler fabrikalar, öğretmenler ise işçiler olarak düşünülmemelidir. Günümüzde öğretmenlerin ve öğrencilerin birlikte öğrenenler konumunda olduğu söylenebilir. Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte süreçte eğitim alanında pek çok yenilik yapılmaktadır. Günümüz koşullarına yetişebilmek ancak öğrencilerin ve öğretmenlerin yeniliklere açık olmasıyla, eleştirel ve yansıtıcı bakış açısına sahip olmasıyla mümkündür. Ayrıca eğitim programlarının her şeyi tedavi eden ya da düzelten bir süreç olarak değerlendirilmesinin çok da mümkün olmadığı düşüncesindeyim. Eğitim programları dinamik bir yapıya sahiptir. Ayrıca her öğrencinin özelliklerinin birbirinden farklı olması nedeniyle, aynı programın her öğrenci üzerinde aynı etkiye sahip olamayacağı düşüncesindeyim. Ancak yapılan bilimsel çalışmaların takip edilmesi ve ortaya çıkan dönütler sonucunda yapılacak çalışmalarla eğitimin kalitesinin artacağını düşünüyorum.

Bobbitt, eğitim programını iş analizlerine yönelik hazırladı. Toplumda mesleğin en iyi işçilerinin gözlemlenerek programların oluşturulması gerektiğini savundu. Bobbitt’e göre konu iki yönlüdür: İnsan doğası ve yetişkinlerin sosyal aktiviteleri. Bobbitt’in bu görüşü, zamanın sürekli değiştiği, geleceğin meslek profillerinin şu anın becerileriyle belirlenemeyeceği, bu bakış açısının yetersiz olduğu şeklinde eleştiriler almıştır. Ülkemizde 2005 öncesinde özellikle hedef-davranışların belirlenmesi aşamasında iş analizinin etkileri görülmektedir. 2005 sonrasında ise hedef- davranış anlayışından kazanım belirleme anlayışına geçilmiştir. Charters’ın eğitim programı görüşleri Bobbitt’e benzer. Ancak Charters, Bobbitt’in aksine öğretmen eğitim programı üzerinde odaklanmıştır. İş analizi yöntemini öğretmen programlarına uyarlamıştır. Bilgi ve kullanışlılık arasında keskin bir ayrım yapar. Amacımızın yararlılığı açıkça kabul etmemizden kaynaklandığını savunur. Bu açılardan bakıldığında Charters’ın görüşlerinde, ilerlemeci eğitim felsefesinin görüldüğü söylenebilir. Tyler ise 1949 yılında yayımladığı “Eğitim Programları ve Öğretimin Temel İlkeleri” adlı kitapta, program geliştirme çalışmaları yapacak kişilerin, eğitim yaşantıları nasıl etkin hale getirilebilir ve hedeflere ulaşılıp ulaşılamadığının nasıl belirlenmesi gerektiği soruları üzerinde durmaları gerektiğini belirtmiştir. Olası genel amaçların belirlenmesinde birey, toplum ve konu alanını kaynak olarak belirler. Günümüzde bu kaynaklara ek olarak doğa alanı da eklenmiştir. Belirlenen olası genel amaçlar eğitim felsefesi ve öğrenme psikolojisinden geçtikten sonra kesinleşmiş öğretim amaçları olarak belirlenir. Günümüzde ise bunlara ek olarak eğitim ekonomisi ve eğitim sosyolojisi eklenmiş, öğrenme psikolojisi ise eğitim psikolojisi içerisinde yer almaktadır. Öğrenme yaşantısının seçimi, düzenlenmesi ve değerlendirme üzerinde durur. Aslında buradan da anlaşılacağı gibi Tyler’ın sistematik bakış açısı vardır. Bloom taksonomisi ile bu görüş desteklenir. Günümüzde ise özellikle bilişsel hedeflerin belirlenmesi aşamasında Bloom taksonomisinden yararlanılmaktadır. Bu bağlamda Bobbitt, Charters ve Tyler’in eğitim sistemimizi belirli dönemlerde etkilediğini düşünüyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder