Liberal eğitim zihinleri daha insancıl
hale getirmek, rasyonel kararlar aldırmak ve özgürleştirmek için eğitimde
disiplinler arası bir yaklaşımı ifade eder. Liberal eğitim, empozeye dayalı
eğitimin tam tersidir. Özgürce eğitilmiş vatandaşlar, başkalarının görüşlerini
ezberden anlatmazlar. Karakterlerini, konuları birçok açıdan ele alacak şekilde
geliştirmişlerdir. Liberal eğitimin kökeni, M.Ö. beşinci yüzyıla, Platon ve
Aristoteles'in eski Yunan felsefelerine uzanır. O dönemde gerçek eğitim
anlayışının, insan doğasını güçlendirmek, toplumları mutluluk ve uyum
içerisinde yaşatmak için liderler yetiştirmek olduğu savunuldu. Ancak, bu
eğitim programı, liderleri, özellikle üniversite eğitimi alacak az kişiyi
eğitmek içindi; bu nedenle, liberal eğitim programının bu anlayışı tartışma
konusu haline geldi. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren demokrasinin
de gelişmesiyle liberal eğitimin tüm öğrencilere fayda sağlayacağı savunuldu.
Liberal eğitimin Eski Yunan geleneğindeki anlayışında birtakım değişiklikler
yaşandı. Bu süreçten sonra liberal eğitim programı, tarih, felsefe, edebiyat,
güzel sanatlar, matematik ve fen bilimleri gibi disiplinler arasındaki
entelektüel ve sanatsal çalışmaların incelenmesi olarak görüldü. Entelektüel
başarı ve karakter gelişimi liberal eğitim programının önemli bir parçasıdır.
Liberal eğitimde bilgi güçtür ve bireyler tam anlamıyla geliştirilmeye
çalışılıyor. Ülkemizde eğitim sisteminin genel amaçlarına bakıldığında ya da programlar
incelendiğinde liberal eğitimin savunduğu ilkeler görülmektedir. Bütün
bireyleri milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen;
beden, zihin, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı bireyler olarak
yetiştiren; kendilerini ve toplumu mutlu kılacak meslek sahibi olmalarını
sağlamak amaçlanmaktadır.
Schwab’ın eğitim programı açısından
görüşleri incelendiğinde, ona göre program hedefler dizgisi değildir. Program
sadece teoride kalmaz programın uygulama boyutu vardır. Teoriye sıkı sıkıya
bağlanmaya eleştirileri vardır. Eğitim programcısı olarak programı yorumlarken
başka teorilerden yola çıkıp yorumlama yapılmaması, bu durumun ancak
programları yanlış yorumlamalara sebep olacağını savunmaktadır. Programın
uygulamadan yola çıkılıp hazırlanması gerektiğini düşünür. Bir programı
etkileyen beş ortak alanın olduğunu belirtmektedir: Öğretmen, öğrenci, konu,
bağlam ve program oluşturma. Şu an eğitim programlarıyla bu ortak alanları
ilişkilendirdiğimizde, bu ortak alanların her birinin eğitim programlarında
etkili olduğunu görmekteyiz. Öğretmen, programların uygulanmasında kritik
ögedir. Öğrenci, eğitim sisteminin açık sistem olduğu düşünüldüğünde girdi
ögelerinden biridir. Öğrenci olmadan bir programın etkili olup olmadığını değerlendirmek
oldukça zordur. Konu program içerisinde felsefeler ve toplumun, bireyin ilgi ve
ihtiyaçları dikkate alınarak oluşturulur. Bağlam etkileşim, iletişim biçimleri,
zamansal boyut, söylem, kültür gibi pek çok ögenin birleşerek oluştuğu geniş
bir kavramdır. Programlar bağlamdan bağımsız olarak hazırlanmaz. Bu noktada
toplumdan aldığı sosyal, ekonomik ve politik desteğini kaybeder. Program
oluşturmaya bakıldığında uygulama, amaç ve birleştirme boyutları olan bir
kavramdır. Schwab’ın da belirtiği gibi bir programın çeşitli boyutları vardır
ve bu boyutlar arasında denge kurulmalıdır. Ortak alanların dengesizliği ya da
birinin diğerinden fazla ön plana çıkması programın uygulama aşamalarında sıkıntılar
oluşturacağını belirtmektedir. Schwab program hazırlayıcıların bu beş ögeye
eşit önem vermesi gerektiğini savunur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder