Liberal Eğitim Programı - Yazar: Derya Acar Başeğmez


Liberal eğitim zihinleri daha insancıl hale getirmek, rasyonel kararlar aldırmak ve özgürleştirmek için eğitimde disiplinler arası bir yaklaşımı ifade eder. Liberal eğitim, empozeye dayalı eğitimin tam tersidir. Özgürce eğitilmiş vatandaşlar, başkalarının görüşlerini ezberden anlatmazlar. Karakterlerini, konuları birçok açıdan ele alacak şekilde geliştirmişlerdir. Liberal eğitimin kökeni, M.Ö. beşinci yüzyıla, Platon ve Aristoteles'in eski Yunan felsefelerine uzanır. O dönemde gerçek eğitim anlayışının, insan doğasını güçlendirmek, toplumları mutluluk ve uyum içerisinde yaşatmak için liderler yetiştirmek olduğu savunuldu. Ancak, bu eğitim programı, liderleri, özellikle üniversite eğitimi alacak az kişiyi eğitmek içindi; bu nedenle, liberal eğitim programının bu anlayışı tartışma konusu haline geldi. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren demokrasinin de gelişmesiyle liberal eğitimin tüm öğrencilere fayda sağlayacağı savunuldu. Liberal eğitimin Eski Yunan geleneğindeki anlayışında birtakım değişiklikler yaşandı. Bu süreçten sonra liberal eğitim programı, tarih, felsefe, edebiyat, güzel sanatlar, matematik ve fen bilimleri gibi disiplinler arasındaki entelektüel ve sanatsal çalışmaların incelenmesi olarak görüldü. Entelektüel başarı ve karakter gelişimi liberal eğitim programının önemli bir parçasıdır. Liberal eğitimde bilgi güçtür ve bireyler tam anlamıyla geliştirilmeye çalışılıyor. Ülkemizde eğitim sisteminin genel amaçlarına bakıldığında ya da programlar incelendiğinde liberal eğitimin savunduğu ilkeler görülmektedir. Bütün bireyleri milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerleri benimseyen; beden, zihin, ruh ve duygu bakımından dengeli ve sağlıklı bireyler olarak yetiştiren; kendilerini ve toplumu mutlu kılacak meslek sahibi olmalarını sağlamak amaçlanmaktadır.

Schwab’ın eğitim programı açısından görüşleri incelendiğinde, ona göre program hedefler dizgisi değildir. Program sadece teoride kalmaz programın uygulama boyutu vardır. Teoriye sıkı sıkıya bağlanmaya eleştirileri vardır. Eğitim programcısı olarak programı yorumlarken başka teorilerden yola çıkıp yorumlama yapılmaması, bu durumun ancak programları yanlış yorumlamalara sebep olacağını savunmaktadır. Programın uygulamadan yola çıkılıp hazırlanması gerektiğini düşünür. Bir programı etkileyen beş ortak alanın olduğunu belirtmektedir: Öğretmen, öğrenci, konu, bağlam ve program oluşturma. Şu an eğitim programlarıyla bu ortak alanları ilişkilendirdiğimizde, bu ortak alanların her birinin eğitim programlarında etkili olduğunu görmekteyiz. Öğretmen, programların uygulanmasında kritik ögedir. Öğrenci, eğitim sisteminin açık sistem olduğu düşünüldüğünde girdi ögelerinden biridir. Öğrenci olmadan bir programın etkili olup olmadığını değerlendirmek oldukça zordur. Konu program içerisinde felsefeler ve toplumun, bireyin ilgi ve ihtiyaçları dikkate alınarak oluşturulur. Bağlam etkileşim, iletişim biçimleri, zamansal boyut, söylem, kültür gibi pek çok ögenin birleşerek oluştuğu geniş bir kavramdır. Programlar bağlamdan bağımsız olarak hazırlanmaz. Bu noktada toplumdan aldığı sosyal, ekonomik ve politik desteğini kaybeder. Program oluşturmaya bakıldığında uygulama, amaç ve birleştirme boyutları olan bir kavramdır. Schwab’ın da belirtiği gibi bir programın çeşitli boyutları vardır ve bu boyutlar arasında denge kurulmalıdır. Ortak alanların dengesizliği ya da birinin diğerinden fazla ön plana çıkması programın uygulama aşamalarında sıkıntılar oluşturacağını belirtmektedir. Schwab program hazırlayıcıların bu beş ögeye eşit önem vermesi gerektiğini savunur.              

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder