Bilme ve anlamaya değer veren liberal
eğitim anlayışının savları bireye, zihnini geliştirmeye ve özgürleştirmeyi
vurgulayarak çağdaş eğitim yaklaşımlarına uygun gibi görünmektedir. Ancak okul
sistemi ile birlikte değerlendirdiğimizde meslek edindirme, günlük yaşam
problemlerine çözüm bulabilme gibi amaçlar doğrultusunda farklı yorumlamalarla
karşılaşıldığı açıktır. Öyle ki okul kapısından giren birey için en önemli soru
“öğrendiklerim işime yarayacak mı?” ya da “öğrendiklerim bana ne sağlayacak?”
olmuştur. Bu durum öğrenciden başlayarak velilerin ve genel olarak
politikacıların beklentileri ve söylemleri ile de desteklenmektedir. Sınav
sistemleri, kademeler arası geçiş kriterleri, standartlar, yeterlikler gibi
sınırlandırıcı pek çok faktörün etkisiyle kişisel gelişimden ziyade mesleki
eğitime yönelik uygulamalar popüler olmakta ve gerçekleşmektedir.
Amaç, insan zihni ya da aklını
özgürleştirmek ise bunu dışarıdan yapılacak bir müdahale ile sağlamayı akıldan
bile geçirmemek gerekir. Özgürlük, seçim yapmayı, düşünmeyi, karar vermeyi ve
sorumluluk almayı gerektirir. Bu bağlamda, liberal eğitim programlarında
öğreneni aktif kılacak uygulamalara yer verilmesini beklemek yanlış
olmayacaktır. Aksi takdirde eleştiriden uzak tutularak belli bilgi ve
inançların zihinlere yerleştirilmesinden ve dogmatik bakış açısını
geliştirmekten öteye gidilemez diye düşünüyorum. Dolayısıyla uygulamaya ne
kadar yansıdığını net olarak bilemesek de öğretim programlarımızda yer alan
becerilerin (eleştirel düşünme, akıl yürütme vb.) oldukça anlamlı olduğunu
söylemek isterim. Ayrıca, liberallerin özgürlük idealinin uygulanması ile
ilgili (doğal) sınırlayıcı faktörleri dikkate aldığımızda belki de öğrenenin
özgürleştirilmesi sınıf içerisinde öğretmenin oluşturduğu ortam, planlamaları
ve kullandığı yöntemler sayesinde gerçekleşecektir. Bu bilinç ve sorumluluk
öğretmenler tarafından hissedilirse tabii...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder