Bu haftaki
okumaları biraz anlamakta ve önceki hafta okuyup tartıştığımız liberal eğitim
ile ilişkilendirmede biraz zorlanmıştım açıkçası. Dersten önce arkadaşlarla
konuştuğumda benzer sıkıntıları onların da yaşadığını gördüm. Bu açıdan derste
yapılan tartışmalar bu anlaşılmazlıkların çözülmesi açısından oldukça faydalı.
Biraz öz
eleştiri yapmam gerekirse bu hafta moderatör de ben olduğum biraz stresliydim.
Kafamda planladığım gibi yürütemedim dersi maalesef. Derse girişte ilk önce
geçen haftanın bir tekrarını yapıp üzerinde durduğumuz noktalar hakkında kısaca
konuşmayı, daha sonra bu haftanın konusuna geçip iki bölümü de nasıl
bulduklarını, kafalarına nelerin takıldığını, özellikle altını çizip
tartışılması gerektiğini düşündükleri yerler olup olmadığını vs. sormayı
planlıyordum. Kendimle ilgili olarak da örneğin “food for thought”, “H.
Spencer’in sorduğu hangi bilginin daha değerli olduğu”, “inert ideas”,
“özellikle tıp gibi bir alanın uygulamalı bir alan olmasından dolayı değersiz
görülmesi” gibi noktaların dikkatimi çektiğimi belirtecektim. Sınıfın genel
olarak konuyu anlamamış olmaması ve benim ikinci saatte moderatörlük görevimi
üstlenmem planımı bozdu biraz. İlk ders biraz daha girişken olsaydım kontrolü
daha kolay sağlayabilirdim sanırım.
Derste
tartışılanlar açısından düşündüğümde birkaç noktayı özellikle highlight etmek
istiyorum. Örneğin dünyayı değiştirenlerin, bilim adamlarının, filozofların
hepsinin liberal eğitimde yetişmiş olması bence çok değerli ve dikkate alınması
gereken bir bilgi. Bu noktada da liberal eğitimde elitist bir anlayışın hâkim
olması ve kişiye entelektüel eğitim verilmesi devreye giriyor. Günümüzde olduğu
gibi kişinin ileride ne iş yapacağı, eğitimin buna göre düzenlenmesi bir kaygı
kaynağı değil. Bu açıdan günümüzde pure liberal eğitimin devam ettiğini
söyleyemeyiz. Çünkü iş dünyasının talepleri ve bilim, siyaset gibi alanlarda
hızla yaşanan gelişmeler hedeflenen kazanımları, programların içeriklerini, bu
bilgi, beceri, tutum vs. nasıl kazandırılacağını, nasıl değerlendirilmesi
gerektiğini falan hep etkilemektedir.
Yolda olmak
olarak da tanımlanan felsefenin sorgulayıcı yapısının yanı sıra aklın
kapasitesini ortaya çıkarması, özellikle doğruyu ortaya çıkarmak yerine tam
tersi yanlışlar üzerinden gitmesi yine dikkatimi çeken bir nokta oldu. Benzer
şekilde zihni en üst düzeye çıkarmaya çalışan, felsefe, edebiyat, güzel
sanatlar gibi derslere önem veren liberal eğitimde esasicilik ve daimiciliğin
de etkili olmasının içinde barındırdığı ikilikliği yansıttığını düşünüyorum.
Konu alanının bu kadar ön plana çıkarılması, öğretmene koşulsuz otorite
sağlanması, ilerlemecilikte olduğu “Okul, yaşama hazırlıktan ziyade yaşamın
kendisidir” anlayışı yerine “okulda öğrenilenler okul içindir, gümlük hayatta
karşılığının olmasına gerek yoktur” gibi anlayışlar bence özgürleştirmeyi
savunan liberal eğitim ile çelişmektedir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder