Liberal Eğitim Programı (2) - Yazar: Ayşemine Dinçer


Bu haftaki okumaları biraz anlamakta ve önceki hafta okuyup tartıştığımız liberal eğitim ile ilişkilendirmede biraz zorlanmıştım açıkçası. Dersten önce arkadaşlarla konuştuğumda benzer sıkıntıları onların da yaşadığını gördüm. Bu açıdan derste yapılan tartışmalar bu anlaşılmazlıkların çözülmesi açısından oldukça faydalı.

Biraz öz eleştiri yapmam gerekirse bu hafta moderatör de ben olduğum biraz stresliydim. Kafamda planladığım gibi yürütemedim dersi maalesef. Derse girişte ilk önce geçen haftanın bir tekrarını yapıp üzerinde durduğumuz noktalar hakkında kısaca konuşmayı, daha sonra bu haftanın konusuna geçip iki bölümü de nasıl bulduklarını, kafalarına nelerin takıldığını, özellikle altını çizip tartışılması gerektiğini düşündükleri yerler olup olmadığını vs. sormayı planlıyordum. Kendimle ilgili olarak da örneğin “food for thought”, “H. Spencer’in sorduğu hangi bilginin daha değerli olduğu”, “inert ideas”, “özellikle tıp gibi bir alanın uygulamalı bir alan olmasından dolayı değersiz görülmesi” gibi noktaların dikkatimi çektiğimi belirtecektim. Sınıfın genel olarak konuyu anlamamış olmaması ve benim ikinci saatte moderatörlük görevimi üstlenmem planımı bozdu biraz. İlk ders biraz daha girişken olsaydım kontrolü daha kolay sağlayabilirdim sanırım.

Derste tartışılanlar açısından düşündüğümde birkaç noktayı özellikle highlight etmek istiyorum. Örneğin dünyayı değiştirenlerin, bilim adamlarının, filozofların hepsinin liberal eğitimde yetişmiş olması bence çok değerli ve dikkate alınması gereken bir bilgi. Bu noktada da liberal eğitimde elitist bir anlayışın hâkim olması ve kişiye entelektüel eğitim verilmesi devreye giriyor. Günümüzde olduğu gibi kişinin ileride ne iş yapacağı, eğitimin buna göre düzenlenmesi bir kaygı kaynağı değil. Bu açıdan günümüzde pure liberal eğitimin devam ettiğini söyleyemeyiz. Çünkü iş dünyasının talepleri ve bilim, siyaset gibi alanlarda hızla yaşanan gelişmeler hedeflenen kazanımları, programların içeriklerini, bu bilgi, beceri, tutum vs. nasıl kazandırılacağını, nasıl değerlendirilmesi gerektiğini falan hep etkilemektedir.

Yolda olmak olarak da tanımlanan felsefenin sorgulayıcı yapısının yanı sıra aklın kapasitesini ortaya çıkarması, özellikle doğruyu ortaya çıkarmak yerine tam tersi yanlışlar üzerinden gitmesi yine dikkatimi çeken bir nokta oldu. Benzer şekilde zihni en üst düzeye çıkarmaya çalışan, felsefe, edebiyat, güzel sanatlar gibi derslere önem veren liberal eğitimde esasicilik ve daimiciliğin de etkili olmasının içinde barındırdığı ikilikliği yansıttığını düşünüyorum. Konu alanının bu kadar ön plana çıkarılması, öğretmene koşulsuz otorite sağlanması, ilerlemecilikte olduğu “Okul, yaşama hazırlıktan ziyade yaşamın kendisidir” anlayışı yerine “okulda öğrenilenler okul içindir, gümlük hayatta karşılığının olmasına gerek yoktur” gibi anlayışlar bence özgürleştirmeyi savunan liberal eğitim ile çelişmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder